indir o elini

erken bir saatte kalkmak iyidir hafta sonu sabahları. gün uzar, daha fazla vakit kalır her şeye ve kendine.
ben de öyle yaptım çok sabahlar yaptığım gibi, erkenden atladım yataktan. basit bir kahvaltı sonrası motor dersi için levent tarafına uzandım. iki saat dur, kalk, debriyaj, yokuş, gözle takip, ön fren arka fren, kask, dizlik derken biraz daha pratik yapabilmiş olmanın keyfiyle kilyos tarafına, serinlemeye uzandık.
.
bad boys company üyeleri taru ve divan ile birlikte serin sulara bıraktık kendimizi. kilyos’un dalgaları yine haşin davranıyordu bugün, dayak yemiş gibi olduk ama neşemiz yerindeydi. biraz yemek, biraz içki, biraz daha deniz, biraz daha müzik, kısa bir şekerleme ve şehre dönüş.
.
güzel bir gün oldu, dinlendim, kafam rahatladı, yorucu haftayı çöpe attım diye keyifli keyifli sigaramı tüttürüp internetten haberlere bakayım derken rastladım onlara. gece mırıl mırıl uyurken yatağımda ben, onlar uyumamış, gencecik yaşlarında canlarını vermişlerdi. yirmi yaşındaki çocukların evlerinde kıyametin yaşandığı saatlerde, ben ve benim gibi binlerce insan göbeklerini kaşıyarak tatil günlerinin tadını çıkarıyorlardı. birayı biraz ılık bulmuştum, su da biraz soğukçaydı, yolda trafik vardı ve yemekten sonra içtiğim çay bayattı. keyfimi kaçırmamıştı bunların hiç biri ama ufak ufak eleştirmiştim. ha unutmadan, bir de çivi battı ayağıma kilyos’ta gezinirken, çok canım yandı, hiç çivi batmamıştı ayağıma daha önce.
.
o çocukların da belki ayaklarına hiç çivi batmadı bugüne kadar, bilemiyorum.
.
bugün ne kadar çok ve nelerden şikayet ettiğinizi düşünmeyin, sadece şu soruya cevap verin,
sizin hiç çivi battı mı ayağınıza?
.

sanal röportajlar dizisi – 24th fret

korki : aa kenan doğulu
24th fret : yok lan benim, 24th
k: hoşgeldin
2: naberr?
k: iyidir hacım senden?
2: iyi ya müdür nası olsun
k: bi de şef vardı
2: ehe, nası sattı bize kavunları ama?
k: sana sattı olm bana mı sattı
2: doğru deyon

k: nasıl gidiyor istanbul’da hayat?
2: istanbul iyidir, çalışıyorum bol bol
k: ne iş yaparsın sen?
2: çeviriyorum

k: ya sen bi kere bi kitap bıraktın benim evde, ben de alıp okumaya başladım…
2: ee?
k: kitabın yarısına falan geldim, acaip heyecanlı falan böyle,
2: sonra?
k: sonra sen dedin ki olm o benim çevirisini yaptığım kitap
2: ha evet ya, çocuk kitaplarından
k: hah o işte, kalan yarısını okumadım bunu öğrendikten sonra
2: eheh hastasın sen
k: zaman zaman bana da öyle gibi geliyor sanki

k: hangi takım?
2: fener
k: 2-2 mi olduaa?
2: ahahah, ühühüüh

k: kaç yaşından beri tanıyorsun beni?
2: altı felan herhalde
k: pişman mısın?
2: yok yau

k: bizim grup nasıldı ama
2: abi grup iyiydi de çevresi kötüydü
k: assassin iyi isimdi ama
2: öyle olsun bakalım
k: bi basçı bulsak bence şarkılar fena değildi
2: lead gitar da fena değildi bak
k: o efsane canım zaten

k: uzun süre yurt dışında yaşadın
2: evet, 7 sene, new york
k: var mı öyle maceralı, ışıltılı bir yaşantı oralarda
2: olmaz mı abi, bambaşka bir alem
k: kulelere uçak girdiğinde de oradaydın di mi sen
2: evet ya, 4 blok aşağıda oldu olay

k: sonra geri döndün
2: evet, doğrudan karşıyaka’ya
k: her fani karşıyaka’ya dönmeli
2: aynen öyle

k: sonra tekrar istanbul’a geldin
2: biraz geç oldu ama geldik sonunda
k: dansu’yla komşu gibisiniz di mi orada
2: iki sokak alt tarafta oturuyor
k: sizin onunla bi staj hikayeniz vardı, anlatsana
2: eheh, ya antalya’da staj yapıyoruz, sene 946 mevsim sonbahar, akşam gitar çalalım dedik
k: otelin diğer çalışanları da geldi galiba di mi?
2: evet, komi, aşçı falan işte, çaldık biz gelsin metallica gitsin megadeth
k: angry again!
2: evet işte sonra biz çaldık biraz elemanlardan biri dayanamadıi hadi biraz da güzel bir şeyler çalın diye patlattı
k: eheh, doğru demiş abi adam, hemen slayer’a falan geçseydiniz
2: ahahah, massacre in the front line!

k: n’oldu bizim balkon işi yahu?
2: en kısa zamanda yapalım abi işte
k: valla yapalım, iki muhabbetin belini kıralım
2: tamamdır.

k: bira?
2: efes
k: kokteyl?
2: nargarita
k: o ne olm?
2: söyleyemem, sır;
k: hmm, gitar?
2: ibanez
k: kompüter?
2: c64
k: yanında da salçalı kaşarlı tost
2: ah be abi

k: starcraft?
2: artık oynamıyorum
k: daha önce de pek oynuyor sayılmazdın zaten
2: nası yani?
k: neyse boşver, pes oynuyor musun peki?
2: bu soruya cevap vermek istemiyorum
k: öyle olsun, eheh

k: o zaman görüşmek dileğiyle
2: sonisphere’da görüşelim
k: bana uyar, critical mass’e de gelecez işallah temmuz’da
2: tamamdır….